Şairin Kayığı

16 Aralık, Çarşamba•20:30

İstanbulimpro Sahne
1000₺
Biletler
NumarasızSınırlı sayıda bilet kaldı!

Yazan ve Oynayan: YILMAZ TÜZÜN

Yöneten: YASEMİN ŞİMŞEK TÜZÜN

Beste: YILMAZ TÜZÜN

Işık Tasarım: ALPDOĞAN SELÇUK

Kostüm Tasarım: YASEMİN ŞİMŞEK TÜZÜN

Film ve Afiş Tasarım: İDİL BERK

Genel Özet

Oyun, kendisini "şairlerin yol arkadaşı" olarak tanımlayan gizemli bir anlatıcının kılavuzluğunda, Türk şiirinin unutulmaz isimlerini düşsel bir mekânda bir araya getiriyor. Sıradan bir yolculuğun ötesine geçen bu yapımda; Can Yücel’den Edip Cansever’e, Tomris Uyar’dan Sezai Karakoç’a, İlhan Berk, Ece Ayhan, İsmet Özel ve Nilgün Marmara’dan Küçük İskender ve Ülkü Tamer’e uzanan usta isimler; yalnızlığı, babaları, memleketi ve varoluşu kendi benzersiz imgeleriyle sorguluyor. Yolcuların yükü bavullar değil; tamamlanmayı bekleyen dizeler ve ceplerinde taşıdıkları çocukluk anılarıdır.

Seyirciyi yalnızca bir izleyici değil, masadaki boş sandalyeyi dolduran aktif bir "dinleyici" kılan bu özel yapım, edebiyat ve tiyatro tutkunlarını unutulmaz bir poetik deneyime davet

ediyor.

Ana Temalar

• Çocukluk ve Hafıza: Şairlerin yaşları kaç olursa olsun, gittikleri her yere çocukluklarını götürdükleri vurgulanır, Şiir yazmak, bir anlamda "hafızayı tamir etme"
ve "eve dönme” çabasıdır.

• Eksiklik ve Yaralar: Şairlerin ortak paydası aynı dili konuşmaları değil, aynı yaraya sahip olmalarıdır. Şiir, konuşarak anlatılaınayanın yazıya emanet edilmesi ve İnsani
eksikliklerin dışavurumudur.

• Baba Figürü ve Geçmiş: Oyunda şairlerin sesinin değiştiği, ortak bir sessizliğe gömüldükleri an "babalar” konusunun açıldığı andır. Geçmişle, köklerle ve kayıplarla
hesaplaşma merkezdedir,

• İletişim ve Yalnızlık: Şairlerin birbirleriyle kavga eder gibi görünseler de Aslında birbirlerinin yalnızlığını yoklamak ve bir arada kalmak için konuştukları anlatılır.

Oyundaki Karakter Dinamikleri (Sairlerin Dünyası)
Metin. şairlerin edebi kimliklerini ve karakterlerini çok net çizgilerle sahnede birer çatışma unsuru halinc getirir:

• Can Yücel: Öfkesi bir sevme biçimi olan, küfrederken bilc İnsanı seven, lafını esirgemeyen patlayıcı güç. Yürüyüşü bile İsyan eden, "insan yazabildiği İçin değil, dayanamadığı İçin yazar” diyen figür.

• Edip Cansever: Masadaki boş sandalyeye (eksik olanlara) bakan, İçsel, acele etmeyen ve sessizliği derin olan figür. Eksik olanı herkesten önce fürk eden, "insan en çok gelmeyenlerle oturur” ve "insan konuşarak anlatamadığını yazıya emanet eder" anlayışım temsil eder.

• İsmet Özel: Her şeye itiraz eden, fikirleri ayağa kalkıp kelimeleri birer taş gibi kullanan sert ve sorgulayıcı ses. "Karşı diye bir yer yok, her karşı bir başkasının burasıdır" ve "şiir İnsanın başına gelir” diyerek ezber bozan tarafı simgeler.

• İlhan Berk: Dünyayı yeniden soran, taşa, suya, nesnelere dokunarak onların bakış biçimini değiştiren föIsefİ yan. Şiirin kelimelerden ziyade bir 'Vbakma biçimi” olduğunu hatırlatır.

• Tomris Uyar: Masanın dengesi, erkek şairlerin yüksek sesini kırmadan alçaltan, şiiri değil "hayatı ve birbirini dinlemeyi” hatırlatan bilge figür.

• Ece Ayhan: Kuralları deviren, düzcnIİ cümlclcrdcn şüphe eden, huzursuzluğu ve şiirin devlet dairesine / resmi evraklara sığmayan tarafını temsil eden aykırı ses.

• Nilgün Marmara: Kırılganlığıyla denizin bile dönüp kendisine baktığı, sessizliği konuşmaktan daha yüksek çıkan şair.

• Küçük İskender: Çocuk gibi yürüyüp gözlerinde yaşlı bir adamın gözlerini taşıyan; masaya yaş farkının oturmadığını gösteren ve acılardan koca bir çocukluk çıkarılabileceğini fısıldayan ses.

• Ülkü Tamer: Çocukluğun masumiyetini masaya taşıyan, insanın çocukluğunu asla kaybetmediğini ve bazı şeylerin konuşarak değil eksilterek anlatıldığını hatırlatan şair.

• Sezai Karakoç: İnsanın içindeki kayıp cenneti, İnancı ve umudu simgeleyen; bunca yazılanın ardından geriye "inşan” kaldığım belirten ve "İnşan kalmanın zorluğunu” vurgulayan bilge halka.