Dünya aslında kör bir iradenin eseri mi, yoksa biz mi Türk edebiyatında acı çekmeyi biraz fazla sevdik? Bu etkinlikte, Alman felsefesinin en karamsar ismi Arthur Schopenhauer’i alıp Eminönü’nde bir balık ekmekçiye oturtuyoruz. 'İstenç ve Tasarım' felsefesinin, metrobüs kuyruğundan Oğuz Atay’ın Selim Işık’ına, Müslüm Gürses’in feryadından Peyami Safa’nın koridorlarına uzanan o tuhaf yolculuğunu keşfediyoruz. Medeniyetin çöküşünü ve entropiyi konuşurken neden hâlâ gülümsediğimizi merak ediyorsanız; bu konuşma bir 'medeniyet cenazesi' değil, bir çöküş şenliğidir!