Ecem Erkek

Ecem Erkek

8Etkinlik·94Takipçi
Hakkında

Ecem Erkek’in komedi yaparken en güçlü taraflarından biri, karakterin komik olduğunu seyirciye anlatmaya çalışmaması. Bir bakış, gereğinden fazla uzayan bir sessizlik, cümlenin beklenmedik yerde yükselmesi ya da karakterin kendisini son derece ciddi biçimde savunması çoğu zaman yeterli oluyor. “Güldür Güldür Show”daki Naime karakterinin bu kadar hızlı karşılık bulmasının sebeplerinden biri de buydu. Fakat Ecem Erkek’in oyunculuk hikâyesi Naime’den çok daha önce başladı ve son yıllarda attığı adımlar, kariyerini tek bir televizyon karakterinin çok dışına taşıdı.

24 Haziran 1989’da Ankara’da doğan Erkek’in oyunculukla ilişkisi çocuk yaşta kurulmuş büyük bir hayalin sonucu değildi. Kendi anlatımına göre üniversite sınavı dönemine kadar oyunculuğun kendisi için gerçek bir meslek seçeneği olduğunun bile farkında değildi. Yakın bir arkadaşının konservatuvar sınavlarından söz etmesiyle birlikte tiyatro kurslarına gitmeye ve sınavlara hazırlanmaya başladı. İlk denemelerinde istediği sonucu alamadı ama vazgeçmedi. Dört yılın sonunda hem Anadolu Üniversitesi’ni hem Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni kazandı ve Ankara’da kalarak DTCF Tiyatro Bölümü’nde eğitim görmeye başladı.

Oyunculuğu Gerçekten Yapabileceğini Anladığı An

Ecem Erkek’in kariyerindeki kırılma noktası sorulduğunda verdiği cevap ilginç. Çoğu kişinin beklediği gibi “Güldür Güldür” demiyor.

Konservatuvarın ardından Devlet Tiyatrosu’nda bir süre figüranlık yaptıktan sonra Bursa’ya gitti ve Engin Alkan yönetimindeki tiyatro çalışmalarına katıldı. “Tersine Dünya” hazırlanırken Engin Alkan’ın oyunun orijinalinde bulunmayan birkaç sayfalık özel bir karakteri onun için yazması, Erkek’in kendi oyunculuğuna gerçekten inandığı anlardan biri oldu. Yıllar sonra bu olayı kariyerindeki asıl dönüm noktalarından biri olarak anlatacaktı.

Bursa döneminde “Tersine Dünya”, “Romeo ve Juliet” ve “Şark Dişçisi” gibi farklı oyunlarda sahneye çıktı. Daha önce Ankara Sanat Tiyatrosu çevresinde de çalışmalar yapmış, “Woyzeck” ve “Üç Kuruşluk Opera” gibi metinlerle karşılaşmıştı. Dolayısıyla televizyon seyircisinin onu tanımasından önce oldukça klasik bir tiyatro eğitimi ve sahne geçmişi bulunuyordu.

Bu geçmiş ilerleyen yıllarda komedisine de yansıyacaktı. Çünkü Ecem Erkek’in televizyon skeçlerindeki hızlı karakter değişimleri, ses kullanımı ve fiziksel oyunculuğu büyük ölçüde sahnede gelişmiş reflekslere dayanıyordu.

Hayat Sırları ve Televizyona İlk Adım

İstanbul’a geldikten sonra televizyon kariyeri başladı. 2017’de yayımlanan “Hayat Sırları” dizisinde Şirin karakterini canlandırdı. Dizi uzun soluklu olmadı ancak Ecem Erkek’in ekran önünde fark edilmesini sağladı.

Ardından 2018’de “Güldür Güldür Show” kadrosuna katıldı. İşte burada kariyerinin temposu tamamen değişti.

Her hafta yeni skeçlerin hazırlandığı, kısa sürede farklı karakterlere girilmesi gereken ve seyircinin tepkisinin anında hissedildiği bir çalışma düzeninin içine girdi. Erkek daha sonra bu dönemi anlatırken haftada beş-altı skeç ezberleyip kısa sürede sahneye koymanın oldukça zor olduğunu, ancak oyunculuk açısından çok fazla şey öğrendiğini söylüyordu.

Onun açısından ilginç olan, programı klasik bir televizyon işi gibi değil tiyatroya yakın biçimde algılamasıydı. Kamera yerine salondaki seyircinin tepkisine odaklandığını ve bu yüzden sahnede daha fazla eğlendiğini anlatıyordu.

Bu yaklaşım kısa sürede kendi karakterlerini de ortaya çıkardı.

Naime ve Bir Karakterin Oyuncunun Önüne Geçmesi

“Güldür Güldür Show” döneminde Ecem Erkek’in en fazla özdeşleştiği karakter tartışmasız Naime oldu.

Naime yüksek sesli, kendisine fazla güvenen, zaman zaman kıskanç, bazen kavga çıkarmaya hazır ama bütün bunların altında oldukça kırılgan bir karakterdi. Erkek’in mimikleri, ses değişimleri ve doğaçlama anlarıyla Naime giderek skeç programının kendi başına tanınan figürlerinden birine dönüştü.

Bu kadar sevilen bir karakter oyuncu için avantaj olduğu kadar risk de taşıyordu.

Erkek de bunun farkındaydı. Daha sonra verdiği bir röportajda, izleyicinin kendisinden sürekli Naime olarak kalmasını bekleyebileceğini ama kariyerini seyircinin beklentisine tamamen bırakmak istemediğini açık biçimde söyledi. “Güldür Güldür”den ayrıldıktan sonra yaptığı seçimlere bakıldığında bu düşüncenin etkisi görülebiliyor.

Çünkü sıradaki büyük işi, Naime’den mümkün olduğunca farklı bir karakterdi.

Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü? ve Gülseren

2021’de Netflix için yeniden çekilen Yılmaz Erdoğan imzalı “Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?” filminde Gülseren karakterini canlandırdı.

Bu rolün ayrı bir ağırlığı vardı. Hikâye daha önce tiyatro sahnesinde Demet Akbağ’ın unutulmaz performansıyla tanınmıştı. Yeni uyarlamada ise Gülseren’i Ecem Erkek oynadı.

Film, sıra dışı zekâsı ve sivri diliyle çevresindeki kalıplara uyum sağlayamayan Gülseren’in hayatını Türkiye’nin değişen toplumsal yapısıyla birlikte anlatıyordu. Erkek burada komediyi tamamen terk etmedi ama Naime’deki yüksek enerjinin çok uzağına geçti. Karakter yaşlandıkça beden dili, konuşma biçimi ve temposu da değişiyordu.

Erkek’in kendi açısından önemli olan da buydu. “Ben hep komedi mi oynarım?” diye düşündüğü bir dönemde bu rolün gelmesinin kendisini sevindirdiğini anlatıyordu.

Film, onun geniş kitlelere yalnızca skeç oyuncusu olmadığını gösterebildiği ilk önemli işlerden biri oldu.

Aşk Kumardır’dan Güzel Günler’e

2022’de Exxen’de yayımlanan “Aşk Kumardır” ise tamamen başka bir denemeydi.

Dakikalar hatta bazen saniyeler süren kısa hikâyeler üzerine kurulu yapımda Erkek sürekli farklı karakterlere giriyordu. Kendisi dizinin yapısını “canlı karikatür” fikri üzerinden açıklıyor; “Güldür Güldür”den farklı olarak burada karakter yaratmak için uzun süre olmadığını, esas komedinin durumdan çıktığını söylüyordu.

Aynı yıl televizyona “Güzel Günler” ile döndü. Dizide canlandırdığı Füsun, ailesinin içinde olup biten her şeyi bilen, dilinin kemiği olmayan ve kimsenin söyleyemediği şeyi söylemekten çekinmeyen bir karakterdi.

Böylece skeç komedisinden dijital kısa formata, oradan klasik televizyon dizisine geçen bir dönem yaşadı.

Şarkı Söyleyen Ecem Erkek

Ecem Erkek’in kariyerinde oyunculuğun yanında giderek daha görünür hâle gelen bir başka alan da müzik.

Aslında şarkı söylemesi “Güldür Güldür” döneminden beri izleyicinin bildiği bir tarafıydı. Daha sonra Taksim Trio ile birlikte Ahmet Kaya’nın “Nereden Bileceksiniz” eserini yorumladı. Yeni Türkü’nün “Zamansız” projesinde de yer aldı.

Erkek müzikle ilişkisini anlatırken şarkı söylemeyi çok sevdiğini ama müziğin oyunculuk kariyerinin önüne geçmesini istemediğini özellikle belirtiyor. İdeal birleşiminin ise müzikal tiyatro olabileceğini söylüyordu.

Bu tercih aslında oyunculuğuyla da uyumlu. Çünkü sesini yalnızca melodiyi doğru söylemek için değil, karakter yaratmak için de kullanıyor.

Birkaç yıl sonra kendi tiyatro projesini hazırladığında müzik yeniden hikâyenin içine girecekti.

Gelin Takımı, Takıntılar ve Sinemadaki Yeni Dönem

2024’ten itibaren Ecem Erkek’in sinema tarafı belirgin biçimde hareketlendi.

Seda Bakan, Şebnem Bozoklu ve Nilperi Şahinkaya’yla birlikte rol aldığı “Gelin Takımı”, arkadaşlık ve kadın dayanışması etrafında kurulan bir komedi olarak vizyona girdi. Aynı yıl Laurent Baffie’nin “Toc Toc” oyunundan uyarlanan “Takıntılar”da rol aldı. Filmde bir psikiyatrın bekleme odasında yolları kesişen, farklı obsesyonlara sahip karakterlerin hikâyesi anlatılıyordu.

“Gelin Takımı”nın devam filmi de 24 Ekim 2025’te vizyona girdi. Erkek böylece televizyon ve dijital platformların yanında sinemada da daha düzenli biçimde görünmeye başladı.

2026: Efes’in Sırrı ve Kara Kız

2026 ise Ecem Erkek’in kariyerinde iki farklı tarafını aynı anda gösteren bir yıl oldu.

16 Ocak’ta vizyona giren “Efes’in Sırrı”nda Onur Buldu ve Erdem Yener’le birlikte başrollerden birini üstlendi. Gökhan Tiryaki’nin yönettiği aile ve macera filmi, Efes’te bulunan gizemli bir harita üzerinden ilerleyen fantastik bir hikâye anlatıyordu. Film 640 bini aşan seyirci sayısıyla Erkek’in sinema kariyerindeki en geniş izleyiciye ulaşan yapımlarından biri oldu.

Ancak aynı dönemde belki de kariyerinin daha kişisel işi sahnedeydi.

“Kara Kız”, Ecem Erkek’in yazdığı ve tek başına oynadığı şarkılı bir tiyatro oyunu olarak sahnelenmeye başladı. 90’larda geleneksel bir ailede büyüyen, çocukluğunda “prenses” kalıbına pek uymayan bir kızın hikâyesinden hareket eden oyun, Erkek’in kendi geçmişinden de izler taşıyor. Oyunda çocukluk, aile, kadınlık, kabul edilme isteği ve büyümek gibi meseleler mizahla anlatılıyor.

Temmuz 2026’da verdiği röportajda oyunu yazma sürecinin kendisi için hem acıtıcı hem komik bir iç yolculuk olduğunu anlatıyordu. Yönetmen Meltem Bozoflu’nun da hikâyenin ağır taraflarının içinde kaybolmak yerine komediyi korumasına yardımcı olduğunu söylüyordu.

Bu proje, Ecem Erkek’in başladığı yere başka bir biçimde dönüşü gibi görünüyor.

Yıllar önce tiyatro eğitimi alırken başkasının yazdığı karakterleri oynayan genç bir oyuncuyken, şimdi kendi hikâyesini yazıp tek başına sahnede taşıyor. Üstelik bunu oyunculukla müziği aynı yerde buluşturarak yapıyor.

Ecem Erkek’in kariyerine bugün bakıldığında Naime hâlâ önemli bir kırılma noktası. Onu milyonlarca insanın tanımasını sağlayan karakter oydu. Ama aradan geçen yıllarda Gülseren, Füsun, farklı sinema rolleri ve sonunda “Kara Kız” geldi.

Belki de asıl başarı, çok sevilen bir karakter yaratmaktan ziyade o karakterin içinde kalmamayı başarabilmekti.

Ecem Erkek bugün komediden vazgeçmeden başka oyunculuk alanları arayan, tiyatroyla bağını yeniden güçlendiren ve artık kendi hikâyesini de yazmaya başlayan bir oyuncu. Naime onun için büyük bir kapı açtı; fakat görünen o ki arkasında daha anlatılacak epey farklı karakter var.