
Emir Can İğrek
Emir Can İğrek & AYDEED | Back To School 2026
Dream Park İstanbul
İstanbul
Emir Can İğrek
Adana Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu
Adana
Emir Can İğrek Konseri
Jolly Joker Mersin
Mersin
Palmiye All Star
Arsuz Diva Turka Hotel&Beach
Hatay
Zeynep Bastık & Emir Can İğrek I ON STAGE ANTALYA 2026
Konyaaltı Belediyesi Atatürk Stadı
Antalya
Zeynep Bastık & Emir Can İğrek I ON STAGE ANTALYA 2026
Konyaaltı Belediyesi Atatürk Stadı
Antalya
Emir Can İğrek Konseri
Oran Açıkhava Sahnesi
Ankara
Emir Can İğrek Konseri
Yenişehir Merkez Kapalı Spor Salonu
Karabük
Emir Can İğrek
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu
İstanbul
Emir Can İğrek Konseri
Ooze Venue
İzmir
Emir Can İğrek Konseri
Jolly Joker Kıyı İstanbul
İstanbul
Emir Can İğrek Konseri
Selçuklu Kongre Merkezi Anadolu Sahne
Konya
Emir Can İğrek Konseri
EKM Erciyes Kültür Merkezi
Kayseri
Emir Can İğrek Konseri
Jolly Joker Ankara
Ankara
Emir Can İğrek Konseri
JJ Arena
İstanbul
Emir Can İğrek, Türkiye’de alternatif pop müziği güçlü hikâyeler, şehir hayatından alınmış karakterler ve gündelik konuşma dilinin içinden çıkan şiirsel cümlelerle buluşturan sanatçılardan biri. Onun şarkılarında aşk çoğu zaman yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu değildir; mahallenin, gecenin, arkadaş sofralarının, eski evlerin ve geçmişten kalan küçük ayrıntıların içine yayılır. İğrek, kırgınlığı büyük ve süslü sözlerin arkasına saklamak yerine bazen tek bir isim, bazen bir sokak görüntüsü, bazen de yarım bırakılmış bir konuşma üzerinden anlatır. Bu yaklaşım, şarkılarını dinleyicinin kendi hatıralarına kolayca yerleşen kişisel hikâyelere dönüştürür.
2 Nisan 1993’te Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde doğan Emir Can İğrek, müzik yolculuğuna yaşadığı şehirde küçük sahne grupları kurarak başladı. Çerkezköy Hacı Fahri Zümbül Anadolu Lisesi’nin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nde öğrenim gördü. Mühendislik eğitiminin düzenli ve teknik dünyasıyla şarkı yazarlığının sezgisel tarafını bir arada taşıyan İğrek, zaman içinde müziği hayatının merkezine yerleştirdi. Tekirdağ’da başlayan bu yolculuk, kısa sürede İstanbul’un bağımsız sahnelerine ve ardından Türkiye’nin büyük konser alanlarına uzandı.
İğrek’in profesyonel kariyerindeki ilk önemli adımlardan biri, 2017 yılında yayımladığı “Gönül Davası” oldu. Şarkı, onun ilerleyen yıllarda belirginleşecek söz yazarlığının temel özelliklerini taşıyordu: doğrudan hitap, kolay hatırlanan bir nakarat ve büyük duyguları gündelik kelimelerle anlatma isteği. 2018’de gelen “Aç Bağrını” ve aynı yıl yayımlanan ilk albümü “Ağır Roman”, sanatçının müzikal dünyasını daha geniş biçimde ortaya koydu. Albüm, adından başlayarak sokakla, edebiyatla ve şehir insanlarının görünmeyen hikâyeleriyle bağ kuran bir çalışma izlenimi yaratıyordu.
“Ağır Roman”da yer alan “Müzik Kutusu”, gençlik aşkını minimal bir düzenleme ve samimi bir anlatımla ele alırken, “Yangınlı Şiir” piyano ve kemanla desteklenen daha dramatik bir atmosfer kurdu. İğrek’in bu ilk albümdeki yaklaşımı, yalnızca başarılı melodiler üretmekten çok şarkıların etrafında küçük dünyalar oluşturma isteğine dayanıyordu. Dinleyici, parçalarda belirli bir insanı, odayı veya geçmişte yaşanmış bir anı gözünde canlandırabiliyordu. Sezen Aksu, Duman ve Sakin gibi farklı müzikal dünyalardan etkilenen sanatçı, pop melodileriyle alternatif müziğin daha içe dönük tarafı arasında kendine ait bir alan açtı.
2019 yılı, Emir Can İğrek’in üretim hızını artırdığı ve daha geniş kitlelere ulaştığı dönem oldu. “Defoluyorum”, “Gömleğimin Cebi”, “Dönsen Bile”, “Nevale” ve “Silahım Yok” gibi şarkılar, onun aşkın farklı hâllerini tek bir formüle bağlı kalmadan anlatabildiğini gösterdi. Aynı yıl Deeperise iş birliğiyle yayımlanan “Nalan”, kariyerinin en büyük çıkışlarından birine dönüştü. Elektronik altyapının üzerindeki kırılgan vokal ve doğrudan bir insana seslenen sözler, şarkıyı hem modern hem de tanıdık kıldı. “Nalan”, Emir Can İğrek adını alternatif müzik çevrelerinin dışına taşıyarak çok daha geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturdu.
Emir Can İğrek’in şarkı yazarlığında isimler ve karakterler özel bir yere sahiptir. “Nalan”da olduğu gibi, bir insanın adını şarkının merkezine yerleştirdiğinde anlatılan hikâye dinleyicinin zihninde daha gerçek bir hâl alır. Şarkılar yalnızca genel bir ayrılık veya özlem duygusu anlatmaz; belirli bir insanın yaşamından alınmış gibi duran ayrıntılar taşır. Bu yaklaşım, eski halk hikâyeleri, mahalle anlatıları ve sözlü kültürle modern pop şarkı yazarlığı arasında görünmez bir bağ kurar. İğrek, birkaç dakikalık bir parçanın içine başlangıcı, çatışması ve sonu olan küçük bir hikâye yerleştirebilir.
2020’de yayımlanan “Sapa”, “Meydan”, “Saman Sarısı”, “Akşamcı” ve “Tenha”, sanatçının melankolik anlatımını farklı prodüksiyonlarla genişletti. Patron’la seslendirdiği “Darbe”, alternatif pop ile rap müziği bir araya getirirken, Zeynep Bastık’la hazırladığı “Dargın” iki farklı sesin ortak bir kırgınlık etrafında buluşmasını sağladı. Bu dönemin şarkılarında gece, yalnızlık ve kalabalık içinde kaybolma duygusu sıkça öne çıktı. İğrek’in anlatıcısı kimi zaman bir masada geçmişi düşünür, kimi zaman kalabalık bir şehrin içinde sevdiği insanın yokluğunu fark eder.
“Saman Sarısı”, “Akşamcı”, “Tenha” ve “Dargın” gibi çalışmalar, Emir Can İğrek’in duyguyu yalnızca yavaş tempolu ve ağır düzenlemelerle anlatmadığını gösterdi. Melankolik sözler, elektronik dokulara veya daha hareketli ritimlere yerleştiğinde şarkılar hem yalnız dinlenebilen hem de konserlerde kalabalıklarla birlikte söylenebilen bir yapıya kavuştu. Sanatçının en güçlü taraflarından biri de burada ortaya çıkar: kişisel bir acıyı, binlerce insanın aynı anda söyleyebileceği ortak bir nakarata dönüştürebilmek. Şarkı bittiğinde anlatılan hikâye ona ait olmaktan çıkar ve dinleyicilerin kendi geçmişleriyle birleşir.
Sonraki yıllarda “Kor”, “Beyoğlu”, “Kafa Tatili”, “Facia”, “Dayanamam” ve farklı proje çalışmaları, İğrek’in repertuvarını büyüttü. Özellikle şehir isimleri, semtler ve gündelik hayattan seçilmiş nesneler, şarkıların içinde yalnızca dekor olarak kullanılmadı; karakterlerin duygularını taşıyan unsurlara dönüştü. Beyoğlu gibi kalabalığı, gece hayatını ve yalnızlığı aynı anda çağrıştıran bir mekân, İğrek’in anlatı dünyasına doğal biçimde uyuyordu. Onun şarkılarındaki şehir, insanları bir araya getiren bir alan olduğu kadar, insanın kendisini en yalnız hissettiği yer de olabilir.
2023’te yayımlanan ikinci stüdyo albümü “Parti İptal”, Emir Can İğrek’in hikâye anlatıcılığını daha bütünlüklü bir albüm dünyasına taşıdı. Albümdeki “Can Dostum” ve özellikle “Ali Cabbar”, sanatçının kariyerinde güçlü karşılık bulan parçalar arasına girdi. Aynı yıl yayımlanan “Volkswagen Arena 2023” canlı kaydı da şarkıların konser ortamında kazandığı farklı enerjiyi kayıt altına aldı. “Parti İptal”, adıyla bile eğlencenin yarıda kalmasını, kalabalığın dağıldığı anda geride kalan yalnızlığı ve insanın kendi düşünceleriyle baş başa kalmasını çağrıştırıyordu.
“Ali Cabbar”, Emir Can İğrek’in modern bir halk hikâyesi kurma becerisinin en belirgin örneklerinden biri oldu. Şarkı, sevdiği insana kavuşamayan bir karakterin hikâyesini kişisel bir ağıt ile toplumsal hafızanın arasında anlattı. Ali Cabbar’ın adı, mesleği ve yaşadığı kayıp, parçayı genel bir aşk şarkısından çıkararak belirli bir insanın trajedisine dönüştürdü. Ancak hikâyenin içindeki karşılıksız sevgi, gurur ve sessizce çekip gitme duygusu o kadar tanıdıktı ki şarkı farklı yaşlardan dinleyicilerin kendi hikâyelerine de temas etti. Parça, “Parti İptal” albümünün en fazla öne çıkan çalışmalarından biri oldu.
2024’te yayımlanan “Tırnağın Kırılmasın” ve “Bir Karanfil”, İğrek’in romantik anlatımını farklı duygusal renklerle sürdürdü. 2025 yılında ise “Ruj”, “Elmas”, “Ayrılmayalım”, “Balkon” ve “Küçük Bir Aşk Masalı” gibi çalışmalarla üretimlerine devam etti. Selami Şahin’in şarkılarının yeniden yorumlandığı proje kapsamında seslendirdiği “Ayrılmayalım”, onun kendi şarkı yazarlığının dışındaki güçlü bir eseri kişisel vokal tavrıyla yeniden ele alabildiğini gösterdi. “Balkon” ve “Ruj” gibi şarkılar ise gündelik nesneleri ve mekânları yeni hikâyelerin merkezine taşıma alışkanlığını sürdürdü.
2026’da yayımlanan “Boylu Boyunca”, aşkın zaman içinde geçirdiği değişimi ve bir ilişkinin ardından yaşanan iç hesaplaşmayı sinematografik bir atmosferle anlattı. Ardından Mustafa Sandal’a saygı projesi için seslendirdiği “Bize Gidelim” ve “Geçmiş Geçmişte” geldi. Söz ve müziği İğrek’e ait olan “Geçmiş Geçmişte”, bitmiş bir ilişkinin ardından geçmişi olduğu yerde bırakmaya çalışan bir anlatıcı kurdu ve sanatçının üçüncü stüdyo albümüne açılan ilk kapılardan biri oldu.
26 Haziran 2026’da yayımlanan 14 şarkılık “Fiyakalı”, Emir Can İğrek’in üçüncü stüdyo albümü olarak diskografisindeki yerini aldı. Albümde “Geçmiş Geçmişte”, “Sehven”, “Sen Bi’ Belasın” ve albüme adını veren “Fiyakalı” gibi parçalar öne çıktı. Albüm için hazırlanan film ve bu görsel dünyayla bağlantılı klipler, İğrek’in yalnızca tek tek şarkılar değil, ortak atmosferi olan daha geniş anlatılar kurmaya yöneldiğini gösterdi. “Fiyakalı”, ilk albümdeki genç ve içe dönük hikâye anlatıcısından, kendi estetik evrenini kurabilen daha deneyimli bir sanatçıya uzanan dönüşümün yeni durağı oldu.
Emir Can İğrek konserlerini özel kılan en önemli unsurlardan biri, şarkılarının dinleyiciler tarafından yalnızca ezberlenmiş değil, kişisel hatıralarla eşleştirilmiş olmasıdır. “Nalan”, “Saman Sarısı”, “Kor”, “Dargın”, “Ali Cabbar”, “Can Dostum” ve “Tırnağın Kırılmasın” gibi parçalar canlı performanslarda farklı kuşaklardan insanların aynı hikâyeyi yüksek sesle söylemesine dönüşür. Şarkıların içe dönük dünyası, sahnede büyük bir topluluğun ortak duygusuna açılır. İğrek’in dinleyiciyle doğrudan konuşan ve gösterinin arkasına saklanmayan tavrı da konserlerdeki yakınlık hissini güçlendirir.
Bugün Emir Can İğrek, alternatif pop ile ana akım müzik arasında kendine ait bir geçiş alanı kurmuş, söz yazarlığını kariyerinin merkezinde tutan güçlü bir sanatçı kimliğine sahip. Tekirdağ’daki küçük sahne gruplarından büyük açık hava konserlerine uzanan yolculuğunda onu kalıcı kılan şey yalnızca güçlü nakaratları değil, insanların hayatından çıkmış gibi duran karakterler yaratabilmesidir. Onu dinlemek bazen Nalan’a yazılmış bir cümlenin içinde kendi ayrılığını bulmak, bazen Ali Cabbar’ın hikâyesinde karşılıksız bir sevdayı hatırlamak, bazen de geçmişi geride bırakmanın mümkün olup olmadığını yeniden düşünmek anlamına gelir. Emir Can İğrek’in şarkıları, hayatın büyük duygularının çoğu zaman küçük ayrıntılarda saklandığını hatırlatır.
