Konuya Fransız

Konuya Fransız

0Etkinlik·1Takipçi

Şu anda satışta olan Konuya Fransız etkinliği bulunmuyor

Konuya Fransız etkinliklerinden haberdar olmak için takip et

Hakkında

Konuya Fransız, Türkçe alternatif rock sahnesinde duygusal yoğunluğu yüksek sözleri, sade ama etkili melodileri ve dinleyiciyle kurduğu samimi bağla kendine özel bir yer açan gruplardan biri. Onların müziğinde büyük laflarla kurulmuş bir rock iddiasından çok, gündelik hayatın içinden gelen kırgınlıklar, biten ilişkiler, içe atılmış cümleler ve insanın kendisiyle baş başa kaldığı anlar duyulur. Bir Konuya Fransız şarkısı başladığında çoğu zaman kalabalık bir gürültüden değil, içerden gelen tanıdık bir sesten yakalanırsınız. Bu yüzden grup, alternatif rock’ın sertliğini melodik bir açıklıkla, indie rock’ın içe dönük tavrını ise geniş dinleyiciyle bağ kurabilecek sıcak bir anlatımla birleştirir.

Konuya Fransız’ın hikâyesi 2014 yılında İstanbul’da Erdem Türk ve İlkay Dağ’ın öncülüğünde başladı. Grup, ilk döneminde farklı kadro değişimlerinden ve zorlu süreçlerden geçti. Erken dönemde vokalist Kerem Sarı’nın gruba dahil olması, grubun ilk şekillenişinde önemli bir yer tuttu; ancak Sarı’nın bir kaza sonucu hayatını kaybetmesi, Konuya Fransız’ın müzik yolculuğunda derin bir kırılma yarattı. Bu kayıp, grubun yalnızca takviminde bir ara değil, duygusal hafızasında da iz bırakan bir döneme işaret eder. Uzun süre müzik sahnesinden uzak kaldıktan sonra Görkem Ersoy’un vokale katılmasıyla grup yeniden üretmeye, konser vermeye ve kendi dinleyici kitlesiyle bağını güçlendirmeye başladı.

Grubun ismi, onların müzikal karakterini anlatmak için güzel bir kapı açar. “Konuya Fransız”, günlük dilde bir şeye yabancı kalmayı, tam olarak dahil olamamayı ya da bir meseleyi uzaktan izlemeyi çağrıştırır. Grubun kendi anlatımlarında ismin arkadaş ortamındaki bir sohbetten doğduğunun belirtilmesi de bu doğal ve iddiasız başlangıca yakışır. Fakat zamanla bu isim, yalnızca esprili bir ifade olmaktan çıkar; grubun şarkılarındaki ruh hâline de yaklaşır. Konuya Fransız şarkılarında çoğu zaman hayata, aşka, ayrılığa ya da insanın kendi içindeki karmaşaya tam olarak yetişememe duygusu vardır. Grup, belki de herkesin bir noktada “Fransız kaldığı” o duygulara müzikle yaklaşır.

Konuya Fransız’ın ilk dönem şarkılarından “Gittin Gideli” ve “Hallice Halim”, grubun dinleyici hafızasında güçlü yer açan çalışmaları arasında öne çıkar. “Gittin Gideli”, adından itibaren bir yokluğun etrafında dönen klasik ama etkili bir duygu kurar. Ayrılıktan sonra değişen zaman, eksilen gündelik hayat ve geride kalan kişinin iç dünyası, şarkının temel atmosferini oluşturur. “Hallice Halim” ise grubun daha geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan en dikkat çekici parçalardan biridir. Bu şarkıda hem kırgınlık hem de hafif bir kabullenme vardır. İnsan iyi değildir belki, ama hâlâ ayakta kalmaya çalışıyordur. Konuya Fransız’ın birçok şarkısında olduğu gibi burada da acı, gösterişli bir dramatik yük değil, gündelik bir iç konuşma gibi duyulur.

2017’de yayımlanan “Tuzak Payı” dönemi, Konuya Fransız’ın alternatif rock çizgisini daha belirgin hâle getirdi. “Fırtına”, “Geriye Dönülmez”, “Sıkıntı Var”, “Susmam” ve “Bu Günlerde” gibi parçalar, grubun ilişkiler, iç sıkışması ve hayatın çıkmazları etrafında kurduğu söz dünyasını görünür kıldı. Bu şarkılarda rock müziğin gitar merkezli enerjisiyle daha kırılgan bir vokal anlatımı yan yana durur. Konuya Fransız’ın müziği bu noktada ne tamamen karanlık bir rock tavrına kapanır ne de popüler melodinin kolaycılığına teslim olur. Grup, daha çok ikisinin arasında, samimi ve biraz da yaralı bir bölgede yürür.

“Bu Aralar” ve “Artık Şaka Kaldıramam” gibi tekliler, grubun gündelik dildeki ifadeleri şarkıya dönüştürme becerisini gösteren önemli örneklerdir. “Bu Aralar” ifadesi, insanın kendini tam anlatamadığı, yalnızca bir ruh hâlini işaret ettiği zamanlarda kullanılır. Konuya Fransız da bu tür yarım cümleleri sever. Çünkü onların şarkılarında duygular çoğu zaman tamamlanmış, kesinleşmiş ve büyük sözlerle açıklanmış hâlde gelmez. Daha çok bir mesaj yazıp silememek, bir cümleyi yarıda bırakmak, ne hissedildiğini bilip de adını koyamamak gibi anlar öne çıkar. “Artık Şaka Kaldıramam” ise grubun iç yorgunluğunu alaycı bir ifadeyle yan yana getiren tavrını iyi anlatır. Burada mizah ve kırılganlık birbirini dışlamaz; aksine aynı cümlenin içinde buluşur.

Konuya Fransız’ın “Bunu Seviyorsun”, “Parçalandı Gölgeler” ve “Kendini Bulamazsın” gibi parçaları, grubun müzikal dünyasında daha olgun ve daha karanlık bir atmosferin de yer aldığını gösterir. “Bunu Seviyorsun”, ilişkilerde tekrar eden döngülere ve insanın kendine zarar veren şeylere bile bağlanabilmesine dokunan bir his taşır. “Parçalandı Gölgeler” ise başlığıyla bile görsel ve içe dönük bir alan açar; gölgelerin parçalanması, hem geçmişle yüzleşmeyi hem de insanın kendi karanlığını dağıtma çabasını düşündürür. “Kendini Bulamazsın”da ise modern insanın en temel sıkışmalarından biri duyulur: Kalabalık, ilişki, şehir ve zaman içinde kendi sesini kaybetme ihtimali.

Grubun Contra ile yaptığı “YANKI” iş birliği, Konuya Fransız’ın alternatif rock çizgisini rap sahnesiyle temas ettiren dikkat çekici duraklardan biri oldu. Bu tür ortaklıklar, grubun yalnızca kendi tür sınırları içinde kalmak istemediğini gösterir. “YANKI” başlığı da Konuya Fransız’ın şarkı dünyasına oldukça yakışır; çünkü grubun müziğinde birçok duygu doğrudan yaşanıp bitmez, geride yankı bırakır. Bir ayrılık, bir söz, bir gece ya da bir pişmanlık, şarkı bittikten sonra da dinleyicinin içinde devam eder. Konuya Fransız’ın melodik yapısı da bu etkiye uygundur. Nakaratlar çoğu zaman kolay yakalanır; ama geride bıraktığı his, basit bir eşlikten daha uzun sürer.

“Kara Kutu” ve “Sarı” gibi albüm/proje dönemleri, Konuya Fransız’ın yalnızca tekil şarkılarla değil, daha bütünlüklü atmosferlerle de ilgilendiğini gösterir. “Kara Kutu” başlığı, insanın içinde sakladığı kayıtları, açıklanmamış kazaları, söylenmemiş sözleri ve geçmişten kalan izleri çağrıştırır. Bu, grubun müzikal evreniyle oldukça uyumludur. Konuya Fransız şarkılarında çoğu zaman kalbin ya da zihnin bir kara kutusu vardır; dışarıdan bakınca her şey sıradan görünür, ama içeride kaydedilmiş bir sürü ses, kırılma ve hatıra saklanır. “Sarı” ise daha sıcak, daha açık ama yine de hafif solgun bir duygu taşır. Grubun renklerle ve imgelerle kurduğu bu ilişki, şarkılarının görsel hafızasını da güçlendirir.

Son dönem üretimlerinde “Aklına Gelmeyi İstedim”, “Anılardan Bir Ev”, “Kaderimiz Aynı”, “Senle Ben”, “Kapıyı Çekip”, “Ver Bana Ellerini” ve “Aşk Kirli Kalbe Yakışmaz” gibi parçalar, grubun romantik ve melankolik çizgisini güncel bir dille sürdürdüğünü gösterir. Bu şarkı adları bile Konuya Fransız’ın anlatı dünyasını özetler: akla gelmek, anılardan ev yapmak, aynı kadere düşmek, kapıyı çekip gitmek, el vermek ya da aşkı kirli bir kalple yan yana düşünmek. Grup, aşkı hiçbir zaman kusursuz ve parlak bir hikâye gibi anlatmaz. Onların dünyasında aşk çoğu zaman yanlış zamanda gelir, eksik kalır, kirlenir, özlenir ya da insanın içinden çıkamadığı bir eve dönüşür.

Sahne tarafında Konuya Fransız’ın en güçlü yanı, dinleyicisiyle kurduğu samimi ve doğrudan bağdır. Şarkılarının yapısı, konserlerde toplu eşliklere ve ortak duygusal anlara kolayca dönüşür. Bu tür gruplarda sahne enerjisi yalnızca yüksek sesle çalmakla değil, dinleyicinin kendi hayatından bir parçayı şarkının içine yerleştirebilmesiyle büyür. Konuya Fransız konserlerinde de özellikle eski parçalarla yeni tekliler aynı duygu hattında buluşur. Dinleyici bir şarkıda geçmişte kalan bir ilişkiyi, başka bir şarkıda bugün içinden geçtiği sıkışmayı, bir diğerinde ise hâlâ söyleyemediği cümleyi bulabilir. Bu yüzden grubun sahnesi, yalnızca rock performansı değil, ortak bir iç dökme alanı gibi çalışır.

Bugün Konuya Fransız, Türkçe alternatif rock sahnesinde kendi dinleyicisini adım adım büyüten, kırılgan ama dirençli bir grup olarak dikkat çekiyor. Onları özel yapan şey, büyük bir gösteriden çok samimi bir duyguya güvenmeleri. Şarkılarında aşk, ayrılık, iç sıkışması, kendini arama ve geçmişle hesaplaşma temaları sade ama etkili bir dille anlatılır. Konuya Fransız’ı dinlemek, bazen bir şeye geç kalmış gibi hissetmek, bazen bir cümleyi içinden tekrar etmek, bazen de “hallice” kalmanın bile insana ait bir hâl olduğunu kabul etmek gibidir. Bir Konuya Fransız şarkısı başladığında, dinleyici çoğu zaman konuya Fransız kalmaz; aksine, kendi hayatından çok iyi bildiği bir duygunun tam ortasında bulur kendini.