Nilperi Şahinkaya

Nilperi Şahinkaya

4Etkinlik·49Takipçi
Hakkında

Tülin Özen’in oyunculuk kariyerini ilginç yapan şey, daha ilk büyük sinema rolünde güçlü bir çıkış yapmasına rağmen yıllar boyunca yalnızca “ödüllü festival oyuncusu” kimliğine sıkışmaması. Semih Kaplanoğlu’nun “Meleğin Düşüşü” filmiyle Altın Portakal kazandı, ardından “Yumurta”, “Süt” ve “Bal” gibi bağımsız sinema filmlerinde yer aldı; fakat aynı kariyerin içinde “Beyaz Gelincik”, “Muhteşem Yüzyıl: Kösem”, “Ufak Tefek Cinayetler”, “Kırmızı Oda” ve “Bir Başkadır” gibi çok farklı televizyon ve dijital yapımlar da bulunuyor. Tiyatro ise bütün bu dönemlerde devam eden ayrı bir hat oluşturuyor. 2026’ya gelindiğinde Özen hâlâ sinema filmi, televizyon dizisi ve tiyatro sahnesi arasında hareket eden Türkiye’nin en istikrarlı karakter oyuncularından biri.

24 Aralık 1979’da İskenderun’da, Artvin kökenli bir ailenin çocuğu olarak doğan Tülin Özen’in anne ve babası mühendisti. Çocukluğu ve gençliğinin önemli bölümü İzmir’de geçti; Bornova Anadolu Lisesi’nin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’ne girdi. Ancak mühendislik eğitimi sırasında oyunculuğa yönelmeye karar verdi ve üçüncü sınıftayken Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nün sınavlarına girdi. Bölüme burslu kabul edilen Özen, 2004’te mezun oldu ve henüz öğrencilik yıllarında tiyatro ile sinema çalışmalarına başlamıştı.

Elektrik Mühendisliğinden Tiyatroya

Tülin Özen’in kariyerindeki ilk büyük karar aslında oyuncu olmak değil, mühendisliği bırakmak oldu. Sayısal alanda başarılı olduğu için İTÜ Elektrik Mühendisliği’ni tercih etmişti ancak üniversite yıllarında tiyatronun giderek daha fazla hayatının merkezine yerleşmesi, meslek yönünü tamamen değiştirdi. Yeditepe Üniversitesi’nde aldığı oyunculuk eğitimi sırasında Devlet Tiyatroları’nda ve çeşitli sahne çalışmalarında yer alması da onu mezuniyet sonrasında doğrudan profesyonel sektöre hazırladı.

Bu geçiş daha sonraki kariyerinin tonunu da belirledi. Özen hiçbir zaman yalnızca popüler televizyon dizilerine yönelen bir oyuncu olmadı; tiyatro ve bağımsız sinema, yoğun dizi dönemlerinde bile filmografisinin önemli parçaları olarak kaldı. Bu nedenle kariyerine bakıldığında aynı yıllar içinde ana akım televizyon dizisiyle festival filmi yan yana görülebiliyor.

Meleğin Düşüşü ve İlk Filmde Gelen Altın Portakal

2004 tarihli Semih Kaplanoğlu filmi “Meleğin Düşüşü”, Tülin Özen’in sinema kariyerindeki ilk büyük kırılma noktası oldu. Filmde Zeynep karakterini canlandırdı ve bu performansıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Henüz kariyerinin başındaki bir oyuncunun ilk önemli sinema performanslarından biriyle böyle bir ödül alması, Özen’i kısa sürede bağımsız sinemanın dikkat çeken isimlerinden biri hâline getirdi.

Aynı dönemde televizyon tarafında da “Beyaz Gelincik” başladı. Meryemce karakteriyle geniş kitlelere ulaşan Özen için böylece iki farklı kariyer yolu aynı anda açılmış oldu. Bir tarafta festival çevresinde konuşulan sinema filmleri, diğer tarafta milyonlarca kişinin izlediği uzun soluklu televizyon dizileri vardı.

Semih Kaplanoğlu Sineması ve Yusuf Üçlemesi

“Meleğin Düşüşü”nden sonra Tülin Özen ile Semih Kaplanoğlu’nun yolları yeniden kesişti. Yönetmenin Yusuf Üçlemesi olarak bilinen “Yumurta”, “Süt” ve “Bal” filmlerinde farklı rollerle yer aldı. Özellikle 2010 yapımı “Bal”da Zehra karakterini canlandırması, onun Kaplanoğlu sinemasıyla kurduğu uzun süreli ilişkinin önemli duraklarından biri oldu.

Bu filmler klasik ana akım sinema anlatısından oldukça farklı bir oyunculuk gerektiriyordu. Diyalogdan çok sessizlik, bakışlar ve gündelik davranışların ön planda olduğu bu sinema dili, Özen’in daha kontrollü ve minimalist oyunculuk tarafını öne çıkardı. Televizyondaki daha belirgin dramatik anlatımla bu filmlerdeki sakin oyunculuğun aynı dönemde ilerlemesi, filmografisinin erken yıllarındaki çeşitliliği oluşturdu.

Vicdan ve Songül

2008’de Erden Kıral’ın yönettiği “Vicdan”, Tülin Özen’in sinema kariyerindeki bir başka önemli film oldu. Nurgül Yeşilçay ve Murat Han’la birlikte rol aldığı yapımda Songül karakterini canlandırdı. Filmdeki performansı ona SİYAD ve Altın Koza’da yardımcı kadın oyuncu dalında ödüller getiren çalışmalar arasında yer aldı.

Bu dönemden sonra “11’e 10 Kala”, “Yük”, “Karnaval” ve “Mavi Dalga” gibi farklı yönetmenlerin bağımsız sinema projelerinde çalışmaya devam etti. Özen’in sinema kariyerinde dikkat çeken taraf, başrol ya da yardımcı rol ayrımından çok karakterin kendisine alan açan projeleri tercih etmesi oldu.

Kapalıçarşı’dan Üsküdar’a Giderken’e

Sinema çalışmalarının yanında televizyon kariyeri de devam ediyordu. “Cennetin Çocukları”nın ardından “Kapalıçarşı”da Seher karakterini canlandırdı; 2011’de ise Selçuk Aydemir’in “Üsküdar’a Giderken” dizisinde Ayşe rolüyle yer aldı. Aynı yıl “Bizim Yenge” ve “Yalan Dünya” gibi yapımlarda da görüldü.

Bu projeler Özen’in televizyonda yalnızca ağır dramatik rollere bağlı kalmadığını gösterdi. Özellikle “Üsküdar’a Giderken”, gündelik aile ilişkilerini absürt ve sıcak bir mizahla anlatan yapısıyla onun daha doğal komedi ritmini kullanabildiği işlerden biri oldu.

Pek Yakında ve Ana Akım Sinema

2014’te Cem Yılmaz’ın yazıp yönettiği “Pek Yakında”da Arzu karakterini canlandırması, Tülin Özen’i çok daha geniş bir sinema seyircisiyle buluşturdu. Film Türkiye’de iki milyonun üzerinde seyirciye ulaşarak onun filmografisindeki en yüksek gişeli yapımlardan biri oldu.

Bir yıl sonra Emin Alper’in “Abluka” filminde Meral karakteriyle yeniden daha sert ve bağımsız bir sinema dünyasına geçti. Böylece “Pek Yakında” gibi geniş seyircili bir komedi-drama ile “Abluka” gibi politik ve karanlık bir festival filmi arasında yalnızca bir yıl vardı. Bu geçiş, Özen’in kariyerinin belki de en karakteristik taraflarından biri.

Muhteşem Yüzyıl: Kösem ve Handan Sultan

2015’te başlayan “Muhteşem Yüzyıl: Kösem”, Özen’in kariyerindeki en büyük dönem prodüksiyonlarından biri oldu. Dizide Sultan I. Ahmed’in annesi Handan Sultan’ı canlandırdı. Dönem kostümleri, saray dili ve tarihsel karakterlerin gerektirdiği daha kontrollü oyunculuk, onun çağdaş karakterlerden farklı bir alanda görünmesini sağladı.

2017’de ise “Masum”, “Aşk ve Gurur” ve “Ufak Tefek Cinayetler” gibi birbirinden oldukça farklı üç projeyle ekrandaydı. Özellikle “Ufak Tefek Cinayetler”deki Arzu, onu yeniden geniş televizyon seyircisinin gündemine taşıdı ve dizinin merkezindeki dört kadın karakterden biri hâline geldi.

Bir Başkadır ve Gülbin

2020’de Netflix’te yayımlanan Berkun Oya imzalı “Bir Başkadır”, Tülin Özen’in son dönem kariyerindeki en çok konuşulan projelerden biri oldu. Dizide psikiyatrist Gülbin karakterini canlandırdı. Gülbin’in mesleki kimliği, aile ilişkileri ve kendi sınıfsal konumuyla yaşadığı çatışmalar, karakteri hikâyenin en katmanlı isimlerinden biri hâline getiriyordu.

Aynı yıl “Kırmızı Oda”da Dr. Piraye karakteriyle televizyona döndü. Böylece aynı dönemde iki farklı psikiyatrist karakterini, birbirine hiç benzemeyen iki anlatı dünyasında canlandırmış oldu. Bu da benzer meslek veya karakter özelliklerinin oyunculukta mutlaka aynı sonuca çıkmadığını gösteren ilginç bir karşılaştırmaydı.

Tereddüt Çizgisi

Selman Nacar’ın yönettiği “Tereddüt Çizgisi”, Tülin Özen’in yakın dönem sinema kariyerindeki en güçlü işlerden biri oldu. Filmde Canan adlı ceza avukatını canlandırdı; hikâye bir cinayet davasının karar duruşması ile Canan’ın annesinin sağlık sorunları arasında geçen yoğun bir günü takip ediyordu. Film 2023’te uluslararası festivallerde gösterildikten sonra Türkiye’de 2024’te vizyona girdi.

Canan karakteri, Özen’in yıllardır sürdürdüğü daha içe dönük oyunculuk çizgisinin güçlü örneklerinden biriydi. Büyük dramatik patlamalar yerine karakterin taşıdığı baskı ve yorgunluk küçük davranışlar üzerinden kuruluyordu.

Tiyatro: Nora 2’den Ballı Süt’e

Tülin Özen’in tiyatro kariyerinde “Güzel Şeyler Bizim Tarafta”, “Dil Kuşu”, “Vahşet Tanrısı”, “Ivanov”, “Westend”, “Nora 2”, “Canavar” ve “Terörizm” gibi çok farklı oyunlar bulunuyor. 2021’de “Nora 2”deki performansı ona Direklerarası Tiyatro Ödülleri’nde Küçük Salon Kadın Oyuncu ödülünü getirdi.

2026’da ise Tülin Özen, Nilperi Şahinkaya’yla birlikte “Ballı Süt”te sahneye çıkıyor. Aynı yıl “Bu Bir Prova Değil – Le Réel”de dış ses olarak yer alırken “Açık Mülk” ve “Nora 2” de güncel sahne repertuvarında bulunuyor. Böylece tiyatro, ekran projelerinin arasında ara sıra dönülen bir alan değil, kariyerinin sürekli devam eden üçüncü ayağı olmayı sürdürüyor.

Mercan Köşk ve 2026

2026 itibarıyla Tülin Özen’in güncel televizyon projesi atv’nin “Mercan Köşk” dizisi. Dizide Mercandağ kardeşlerin en büyüğü Suna Mercandağ karakterini canlandırıyor. atv karakteri güçlü, mesafeli ve otoriter; kararlarını duygularından çok akıl ve güven üzerinden veren bir kadın olarak tanımlıyor. Dizinin kadrosunda Kubilay Aka, Hafsanur Sancaktutan, Mehmet Özgür, Zeyno Eracar, Ulviye Karaca ve Halil Babür gibi isimler de bulunuyor.

Sinema tarafında ise 2025 yapımı “Adile Naşit” filminde Şevkiye May’ı canlandırdı; “İsimsiz Eserler Mezarlığı”nda Sema rolüyle yer aldı. 2026’da “Perde” ve “İstanbul Hatırası” da güncel filmografisinde görünen yapımlar arasında.

Meleğin Düşüşü’nden Bugüne

Bugün Tülin Özen’in kariyerine bakıldığında yirmi yılı aşan süreçte tek bir oyunculuk alanına bağlı kalmadığı görülüyor. İlk önemli sinema filminde Altın Portakal kazanıp ardından bağımsız sinemanın önemli yönetmenleriyle çalışırken aynı zamanda televizyonun en geniş seyircili yapımlarında düzenli roller aldı.

Bu yolculukta “Meleğin Düşüşü”nün Zeynep’i, “Beyaz Gelincik”in Meryemce’si, Handan Sultan, “Ufak Tefek Cinayetler”in Arzu’su ve “Bir Başkadır”ın Gülbin’i birbirine pek benzemiyor. Aralarında ortak kalan şey, Özen’in karakteri mümkün olduğunca gösterişsiz biçimde kurması ve rolün gerektirdiği alana göre kendi görünürlüğünü azaltabilmesi.

Elektrik mühendisliğinden vazgeçip tiyatroya yönelen bir üniversite öğrencisinden 2026’da aynı anda tiyatro, sinema ve televizyon projelerinde çalışan bir oyuncuya uzanan kariyerin en güçlü tarafı da bu devamlılık. Tülin Özen, popülerlikle bağımsız üretim arasında seçim yapmak yerine yıllardır ikisini aynı filmografinin içinde tutmayı başaran oyunculardan biri.