Suzan Kardeş

Suzan Kardeş

4Etkinlik·87Takipçi
Hakkında

Suzan Kardeş’in kariyerini tek bir meslek üzerinden anlatmak neredeyse mümkün değil. Onu müzik dinleyicisi Balkan türküleri ve “Bekriya” albümleriyle tanıyor, televizyon seyircisi “Seksenler”deki Fato Ana karakterinden hatırlıyor, sinema dünyası ise onlarca filmin arkasındaki makyaj sanatçısı olarak biliyor. Üstelik sahneye şarkıcı olarak çıkmadan çok önce Sezen Aksu’dan Türkan Şoray’a kadar pek çok ismin makyajını yapan, Beşiktaş Kültür Merkezi’nin önemli projelerinde kamera arkasında çalışan bir isimdi. Yıllar sonra mikrofonun önüne geçtiğinde ise arkasında yalnızca müzik değil, sinema, tiyatro, meyhane kültürü ve Balkanlardan İstanbul’a taşınmış uzun bir aile hafızası vardı.

15 Nisan 1960’ta Kosova’nın Mitroviça kentinde doğan Suzan Kardeş, Kosova Türkü bir ailenin çocuğu. Ailesiyle birlikte 1968’de İstanbul’a göç etti ve oldukça genç yaşta çalışma hayatına başladı. Henüz 13 yaşındayken bir güzellik salonunda çırak olarak çalışması, daha sonra profesyonel mesleğine dönüşecek saç ve makyaj alanıyla ilk ciddi temasını oluşturdu. 1980’lerin başından itibaren ise bu beceri onu doğrudan Türkiye’nin sinema, tiyatro ve eğlence sektörünün içine taşıyacaktı.

Hürriyet’in Fotoromanlarından Şan Tiyatrosu’na

Suzan Kardeş profesyonel çalışma hayatına 1982’de Hürriyet gazetesinin fotoroman çekimlerinde başladı. Oyuncuların saç ve makyajlarını hazırlıyor, ardından Şan Tiyatrosu’nda oyunların makyaj ekiplerinde çalışıyordu. Bu yıllarda sinema setlerinden reklam çekimlerine, tiyatro kulislerinden fotoğraf prodüksiyonlarına kadar çok farklı ortamlarda görev yaptı.

Bu dönem onun ilerideki çok yönlü kariyerinin de temelini attı. Bir oyuncunun yüzünün ışık altında nasıl değiştiğini, sahnedeki kostümün karakteri nasıl tamamladığını veya bir dönemin makyajla nasıl yeniden kurulabileceğini doğrudan işin içinde öğrendi. Suzan Kardeş daha sonra oyunculuğa geçtiğinde set ortamına yabancı değildi; kameranın önüne geçmeden önce yıllarca o kameranın arkasındaki üretim sürecini tanımıştı.

Sezen Aksu ile Başlayan Uzun Yol

1985’ten itibaren Sezen Aksu’nun sahne ve çekim makyajlarını üstlenmesi kariyerinin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Yıllar içinde Goran Bregoviç ve Türkan Şoray gibi pek çok sanatçıyla da çalıştı; ancak Sezen Aksu’yla kurduğu ilişki yalnızca makyöz-sanatçı ilişkisi olarak kalmadı. İkilinin uzun yıllara yayılan dostluğu, Suzan Kardeş’in ileride müzik dünyasına geçişinde de önemli rol oynadı.

1995’ten itibaren Beşiktaş Kültür Merkezi’nin tiyatro, dizi, konser ve sinema projelerinde saç ve makyaj tarafında görev almaya başladı. “Bir Demet Tiyatro”, “Organize İşler”, “Hokkabaz”, “Beynelmilel”, “Hürrem Sultan” ve daha pek çok yapımın kamera arkasında çalıştı. SinemaTürk kayıtlarında makyaj, makyaj tasarımı, saç tasarımı ve kuaförlük dahil onlarca teknik ekip kredisi bulunması, bu alanın kariyerindeki ağırlığını açık biçimde gösteriyor.

Haluk Bilginer’in Atatürk Makyajı

Suzan Kardeş’in makyaj sanatçısı olarak en fazla ses getiren çalışmalarından biri Türkiye İş Bankası reklamlarında Haluk Bilginer’i Mustafa Kemal Atatürk’e dönüştürdüğü makyaj oldu. Benzerlik yalnızca saç ve bıyık gibi birkaç temel ayrıntıyla kurulmamış, yüzün genel yapısı ve dönemin görüntüsü dikkate alınarak daha bütünlüklü bir çalışma hazırlanmıştı. Bu iş, Kardeş’in uzun yıllar kamera arkasında geliştirdiği mesleki becerinin geniş kitleler tarafından da fark edilmesini sağladı.

Aslında burada kariyerinin ilginç taraflarından biri ortaya çıkıyor. Suzan Kardeş bir yandan eğlence dünyasının içinde sürekli görünür insanlarla çalışıyor, diğer yandan kendisi henüz sahnenin merkezinde durmuyordu. Müzik kariyerinin başlaması ise bu dengeyi tamamen değiştirecekti.

Bekriya: Makyaj Odasından Meyhaneye

1992’de İstanbul Arnavutköy’de “Bekriya” adını verdiği bir meyhane açan Kardeş, burayı yaklaşık 12 yıl işletti. Mekân zamanla yalnızca yemek yenilen bir yer olmaktan çıktı; Kardeş’in mikrofonsuz söylediği Rumeli türküleri ve Bosna sevdalinkaları gecelerin önemli parçalarından birine dönüştü.

Burada söylediği şarkılar onun profesyonel müzik kariyerinin de başlangıç noktasını oluşturdu. Çocukluğundan taşıdığı Balkan melodileriyle İstanbul meyhane kültürü aynı repertuvarda birleşiyordu. Sezen Aksu’nun da teşvikiyle bu repertuvar stüdyoya taşındı ve Suzan Kardeş, yıllarca başkalarını sahneye hazırlayan isimken bu kez kendi albümünün solisti oldu.

Bekriya ve Balkan Müziğinin Merkeze Yerleşmesi

2007’de yayımlanan “Bekriya”, Suzan Kardeş’in profesyonel şarkıcılık kariyerinin başlangıcı kabul ediliyor. Ardından “Bekriya II – Balkania”, “Makyaj Odası Şarkıları”, “Bekriya III – Bal ve Kan”, “Bekri”, “Yarım Hava Çalsana” ve “Şişede Bade Durmaz” gibi çalışmalar geldi. Repertuvarında Türkçenin yanında Boşnakça, Sırpça, Arnavutça ve Makedonca şarkılara da yer verdi.

Bu albümler Suzan Kardeş’i klasik Türkçe pop çizgisinden ayırdı. Balkan düğünlerinden meyhane şarkılarına, sevdalinkalardan Türk sanat müziğine uzanan geniş bir kültürel alanı aynı sahnede buluşturdu. Konserlerindeki sohbet, dans ve seyirciyle doğrudan ilişki de müziğin kendisi kadar önemli hâle geldi; böylece Suzan Kardeş konseri yalnızca şarkıların arka arkaya söylendiği bir yapıdan çok bir Balkan gecesi atmosferine dönüştü.

Kamera Arkasından Kamera Önüne

Suzan Kardeş oyunculuğa müzik kariyerinden de önce başlamıştı. SinemaTürk kayıtlarına göre 1990 yapımı “Berdel”de Cennet karakterini canlandırdı; ardından “Bir Demet Tiyatro”da küçük ama akılda kalan rollerle televizyon seyircisinin karşısına çıktı. “Organize İşler”de Mefrika Hanım, “Osmanlı Cumhuriyeti”nde Zerafet Bacı ve “Hayde Bre”de Avuş gibi karakterler filmografisinin önemli durakları oldu.

Bu rollerin çoğunda onun doğal komedi ritmi ve Balkan kültüründen taşıdığı karakter özellikleri öne çıkıyordu. Profesyonel oyunculuk eğitimi üzerinden ilerleyen klasik bir kariyer yerine, yıllarca tiyatro ve sinema kulislerinde edindiği gözlemleri doğrudan kamera önüne taşıdı. Bu yüzden oynadığı karakterlerde çoğu zaman fazla cilalanmamış, gündelik hayattan gelen doğal bir ton görülüyor.

Seksenler ve Fato Ana

Televizyon seyircisinin Suzan Kardeş’le en güçlü bağlarından biri “Seksenler” dizisinde oluştu. Dizide Fato Ana karakterini canlandırdı ve farklı sezonlarda uzun süre projede yer aldı. Mahalle kültürü ve geçmiş dönemlerin gündelik hayatı üzerine kurulan dizinin dünyası, Kardeş’in oyunculuk biçimine de oldukça uygundu.

Fato Ana sayesinde onu yalnızca müzik sahnesinden bilenlerin dışında yeni bir televizyon kitlesi oluştu. Sonraki yıllarda “Çocuklar Duymasın”, “Şevkat Yerimdar”, “Kulüp” ve “Aziz” gibi yapımlarda da yer aldı. Özellikle Netflix yapımı “Kulüp”teki Mevhibe Şahin rolü, daha yakın dönemde dijital platform seyircisine ulaştığı projelerden biri oldu.

2024’te Yoğun Bir Sinema Dönemi

2024, Suzan Kardeş’in oyunculuk açısından oldukça yoğun yıllarından biri oldu. Aynı yıl “Sadık Ahmet”, “Bodrum Seferi”, “Dünya Varmış” ve “Yeni Şafak Solarken” filmlerinin kadrolarında yer aldı. “Sadık Ahmet”te Amelia Fleming karakterini canlandırması ise Balkan coğrafyasıyla kişisel bağları düşünüldüğünde filmografisinin dikkat çekici rollerinden biri oldu.

Bu dönemde ilginç olan, Suzan Kardeş’in altmış yılı aşan yaşamının ve kırk yılı aşan profesyonel kariyerinin ardından hâlâ tek bir alana çekilmemesi. Aynı yıllarda konser veriyor, oyunculuk yapıyor ve geçmişten gelen makyaj sanatçılığı kimliğiyle sinema dünyasının içinde kalmaya devam ediyor.

2026 ve Sinema Emek Ödülü

2026’da Suzan Kardeş’in müzik tarafı canlı performanslarla devam ediyor. 29 Ağustos’ta Bodrum Gümüşlük Sahne’de “meyhane gecesi” atmosferi üzerine kurulan konseriyle seyirci karşısına çıktı; konser tanıtımlarında da müzik kadar sohbet ve sahne enerjisi öne çıkarıldı.

Aynı yıl kariyerinin kamera arkasındaki tarafına önemli bir onur da geliyor. 24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Sinema Emek Ödülleri’nin Abdurrahman Keskiner ve Suzan Kardeş’e verileceğini açıkladı. Ödülün özellikle “emek” başlığı taşıması Kardeş’in kariyeri açısından anlamlı; çünkü onun sinemayla ilişkisi oyunculuktan çok önce makyaj odalarında başlamıştı.

Makyaj Odasından Mikrofonun Önüne

Bugün Suzan Kardeş’in kariyerine bakıldığında birbirinden kopuk görünen mesleklerin aslında aynı kültür-sanat dünyasının farklı odaları olduğu görülüyor. Hürriyet’in fotoroman çekimlerinde başlayan makyaj işi Şan Tiyatrosu’na, oradan BKM’ye ve büyük sinema projelerine uzandı. Bekriya Meyhanesi’nde söylediği Balkan şarkıları albümlere ve büyük konserlere dönüşürken, yıllarca kamera arkasından izlediği oyunculuk dünyasında kendisi de karakterler canlandırmaya başladı.

Belki de onu Türkiye’deki benzer isimlerden ayıran taraf tam olarak bu geçişler. Suzan Kardeş önce sanatçıları sahneye hazırladı, sonra onların yanında şarkı söylemeye başladı ve sonunda kendi adıyla sahnelerin merkezine geçti. Kosova’dan İstanbul’a taşınan çocukluk hafızası da bütün bu yolculuk boyunca kaybolmadı; aksine müziğinin ve sahne karakterinin en belirgin parçalarından biri hâline geldi.

Makyöz, kuaför, oyuncu, şarkıcı ve işletmeci gibi farklı sıfatlar taşısa da bunların tamamında ortak bir özellik var: Suzan Kardeş’in işi yıllardır insanları bir araya getirmek üzerine kurulu. Bazen bunu bir makyaj odasında, bazen meyhane masasında, bazen film setinde, bazen de Balkan şarkılarının söylendiği kalabalık bir sahnede yapıyor.