Yonca Evcimik

Yonca Evcimik

0Etkinlik·55Takipçi

Şu anda satışta olan Yonca Evcimik etkinliği bulunmuyor

Yonca Evcimik etkinliklerinden haberdar olmak için takip et

Hakkında

Yonca Evcimik denildiğinde akla yalnızca birkaç unutulmaz 90’lar şarkısının gelmesi biraz eksik kalıyor. Çünkü onun Türk pop müziğinde yarattığı etki, “Abone”, “Kendine Gel” ya da “Bandıra Bandıra” gibi hitlerden daha geniş bir yere uzanıyor. Dansın, kostümün, koreografinin ve klibin şarkının yanında duran süsler değil, pop yıldızı olmanın doğrudan parçaları olduğu bir dönemin erken temsilcilerinden biri oldu. Üstelik bütün bunları Türkiye’de pop müziğin büyük dönüşümünün henüz başında yaptı.

Bugünden bakınca rengârenk kostümler, dansçılarla hazırlanan klipler ve koreografili sahne gösterileri son derece tanıdık görünebilir. 1990’ların başında ise durum farklıydı. Yonca Evcimik’in farkı tam da burada ortaya çıktı. Müziği yalnızca dinlenecek değil, aynı zamanda izlenecek bir şeye dönüştürmeye çalışıyordu. Bunun arkasında da pop yıldızı olmadan çok önce başlayan uzun bir sahne geçmişi vardı.

Pop Müziğinden Önce Sahne Vardı

16 Eylül 1963’te İstanbul’da doğan Yonca Evcimik, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’nden mezun oldu. Henüz konservatuvar yıllarında profesyonel olarak çalışmaya başlamıştı. 1970’lerin sonundan itibaren Şan Tiyatrosu’nda yer aldı; “Yedi Kocalı Hürmüz”, “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Şen Sazın Bülbülleri”, “Hababam Sınıfı” ve “Carmen” gibi farklı yapımlarda dansçı ve oyuncu olarak sahneye çıktı.

Ardından Devekuşu Kabare döneminde “Yasaklar”, “Aşkolsun”, “Geceler”, “Reklamlar” ve “Deliler” gibi oyunlarda rol aldı. Sinemada “Hababam Sınıfı Güle Güle” ve “Kızlar Sınıfı” gibi yapımlarda göründü. Yani Türkiye onu pop yıldızı olarak tanımadan önce Evcimik yaklaşık on yılı aşkın süredir dans ediyor, oyunculuk yapıyor ve sahnenin içinde yaşıyordu.

Bu geçmiş, birkaç yıl sonra kuracağı müzikal kimliği anlamak açısından önemli. Çünkü Evcimik şarkıcılığa başladığında sahnede ne yapacağını sonradan öğrenmek zorunda kalan bir isim değildi. Hareket etmek, koreografiyle düşünmek ve seyircinin gözünü de performansın içine katmak zaten bildiği dünyanın parçalarıydı.

“Abone” ile Gelen Büyük Kırılma

1991’de yayımlanan “Abone”, Yonca Evcimik’in kariyerini bütünüyle değiştirdi. Albüme adını veren, sözleri Aysel Gürel’e ve bestesi Garo Mafyan’a ait “Abone”, dönemin en çok hatırlanan pop şarkılarından birine dönüştü. “Şok”, “Taksit Taksit”, “Yalancı Bahar” ve “Cesaretim Yok” gibi parçalar da albümün etkisini büyüttü.

İlginç olan, albümün ilk anda büyük bir patlama yaşamamasıydı. Evcimik’in dansçılarıyla birlikte TRT’de yayımlanan “Yarım Elma” programına katılmasının ardından işler değişti. Televizyonda şarkı kadar performansın da dikkat çekmesi, “Abone”yi kısa sürede çok daha geniş bir dinleyici kitlesine taşıdı. Dönemin kaynaklarında albüm için milyonlarla ifade edilen satış rakamları veriliyor.

Fakat “Abone”nin bıraktığı iz yalnızca satış değildi. Evcimik’in dansçıları, kıyafetleri, saçları, aksesuarları ve hareketleri özellikle gençler tarafından takip edilmeye başladı. Pop müzikte görüntünün ne kadar güçlü olabileceğini erken fark etmişti. Şarkının kendisi kadar şarkının nasıl sunulduğu da konuşuluyordu.

Kendine Gel, 8:15 Vapuru ve Bandıra Bandıra

İlk albümün ardından gelen “Kendine Gel”, bu yaklaşımı tesadüf olmaktan çıkardı. Albüm için klipten fotoğraflara ve tanıtım malzemelerine kadar birbirini tamamlayan görsel bir dünya hazırlandı. Evcimik artık yalnızca yeni şarkılar yayımlamıyor, her dönem için ayrı bir görüntü ve hareket dili kuruyordu.

Albümün en ilginç ayrıntılarından biri “Kendine Gel”de kullanılan vücut ritmiydi. Evcimik ve dansçıları, koreografide ortaya çıkan el ve beden seslerini stüdyoda kaydederek müziğin parçası hâline getirdi. Bale eğitimiyle başlayan hareket merakı böylece doğrudan kaydın içine girmiş oldu.

1994 ise Evcimik’in 90’lar pop hafızasındaki yerini iyice sağlamlaştırdığı yıl oldu. “8:15 Vapuru” teklisinin ardından yayımlanan “Yonca Evcimik ’94”, kariyerinin en bilinen parçalarından “Bandıra Bandıra”yı getirdi. Sinan Çetin’in çektiği klibiyle de hatırlanan şarkı, yıllar sonra bile Evcimik denildiğinde ilk akla gelen işlerden biri olmayı sürdürüyor.

Bu dönem onun pop müzikteki karakterini netleştirmişti: ritmik, hareketli, zaman zaman muzır, modayı yakından takip eden ve kendisini fazla ciddiye almaktan çekinen bir pop dünyası.

Bir Pop Yıldızından Fazlası: Çılgın Bediş

Yonca Evcimik’in 90’lar kuşağı üzerindeki etkisini yalnızca müzikle açıklamak mümkün değil. 1996’da başlayan “Çılgın Bediş”, onu bu kez televizyon üzerinden çok daha genç bir kitlenin hayatına soktu.

Karikatürist Özden Öğrük’ün yarattığı karakterden televizyona uyarlanan dizide Evcimik, Bediş karakterini canlandırdı. Lise hayatı, arkadaşlıklar, aşk ve gençlik meseleleri üzerine kurulan dizi kısa sürede dönemin popüler gençlik yapımlarından biri hâline geldi. Evcimik dizinin jenerik şarkısını da seslendirdi.

Aslında “Çılgın Bediş”, onun kariyerindeki farklı parçaların aynı yerde buluştuğu işlerden biriydi. Oyunculuk geçmişi, dansçı kimliği, pop yıldızlığı ve gençlerle kurduğu bağ tek bir televizyon karakterinde birleşmişti. Bu yüzden bazı dinleyiciler onu “Abone” ile hatırlarken, başka bir kuşak için Yonca Evcimik uzun süre doğrudan Bediş demekti.

90’ların Sonundan Yeni Bir Pop Dünyasına

Evcimik, “I’m Hot For You” ve “Günaha Davet” gibi çalışmalarla 90’ların ikinci yarısında üretimini sürdürdü. 2001’de “Herkes Baksın Dalgasına” geldi. 2000’lerle birlikte Türk popunun dinleme ve tüketim biçimi değişirken Evcimik de klasik albüm düzenine bağlı kalmak yerine tekli, EP ve farklı projelerle yoluna devam etti.

“Aşka Hazır”, “Oldu Gözlerim Doldu”, “Şöhret”, “Tweetine Bandım”, “Yallah Sevgilim” ve “Aha!” gibi çalışmalar farklı dönemlerde yayımlandı. 2017’de ise “Kendine Gel”i İrem Derici ve Gökçe ile yeniden kaydetti. Kendi eski şarkılarına dönmekten kaçınmaması, ilerleyen yıllarda 90’lara yönelik nostaljinin büyümesiyle daha da anlam kazandı.

Evcimik’in kariyerindeki ilginç noktalardan biri de değişen popüler kültüre mesafeli durmak yerine çoğu zaman onun içine girmeyi tercih etmesi. “Tweetine Bandım” gibi doğrudan sosyal medya dilini kullanan bir şarkı yapması bunun en açık örneklerinden biriydi. Her denemesi aynı ölçüde kalıcı olmadı belki ama yeni olanı deneme isteği kariyerinin başından beri değişmedi.

Yonca’nın 90’lar Ekspresi

Bugün 90’lar Türk popu yeniden büyük ilgi görüyor. O yılların şarkıları yeni kuşaklar tarafından keşfediliyor, 90’lar geceleri düzenleniyor ve dönemin pop yıldızları yeniden geniş kalabalıklarla buluşuyor. Yonca Evcimik ise bu nostaljiyi yalnızca eski hitlerini arka arkaya söylediği konserlerle değerlendirmek yerine kendi hikâyesine bağlayan bir proje hazırladı.

2026’da sahnelediği “Yonca’nın 90’lar Ekspresi”, sanatçının tanımıyla biyografik bir kabare şovu. Yaklaşık iki yıllık hazırlık sürecinin ardından ortaya çıkan gösteride konservatuvar yılları, Şan Tiyatrosu ve Devekuşu Kabare günleri, albümler, televizyon işleri ve 90’ların değişen Türkiye’si aynı hikâyenin içine giriyor.

Bu proje aslında Yonca Evcimik’in kariyerini özetleyen oldukça uygun bir fikir. Çünkü onun hikâyesi hiçbir zaman yalnızca mikrofonun önünde başlamadı. Önce dans etti, müzikallerde oynadı, kabare yaptı; sonra pop müziğe geçti, klipleri ve koreografileriyle kendi görsel dünyasını kurdu, televizyon yıldızı oldu ve yıllar sonra bütün bu parçaları yeniden sahneye taşıdı.

“Abone”, “Kendine Gel”, “8:15 Vapuru” ve “Bandıra Bandıra” bugün hâlâ 90’lar listelerinde dönüyor. Fakat Yonca Evcimik’in o dönemden bugüne kalan asıl izi belki de tek tek şarkılardan daha büyük. Türkiye’de pop yıldızının yalnızca iyi bir şarkıya değil; görüntüye, harekete, kostüme, koreografiye ve kendine ait bir dünyaya da ihtiyaç duyduğunu çok erken gösteren isimlerden biri oldu. Yıllar sonra 90’lara dönüp baktığımızda gördüğümüz o renkli pop kültürünün içinde, Yonca Evcimik’in ayak izlerine rastlamamak pek mümkün değil.